Tüm Haymana Halkina Hayırlı Olsun Bu ForumdaHerşey Var


    Yurtbeyli Beldesi

    Paylaş
    avatar
    FaTMaNuR

    Mesaj Sayısı : 13
    Kayıt tarihi : 10/12/10

    Yurtbeyli Beldesi

    Mesaj  FaTMaNuR Bir Cuma Ara. 10, 2010 2:10 pm

    YURTBEYLİ
    Haymana’nın nüfus olarak en büyük ikinci yerleşim yeri.
    Beldeye Hamdi Hoca(ÇEKER) ve Faik COŞKUN ile birlikte gidiyorum. İlkin belediyeyi ziyaret edip başkanı soruyoruz. Başkanın bir düğün için Cihanşah’ta olduğunu öğrenip kendisine cep telefonu ile ulaşıyorum. Başkan, kendisini beklememizi, birazdan beldeye döneceğini söylüyor. Başkanı beklerken oradan Süslü ÖZTÜRK’e konuk oluyoruz. Kendisinden beldeyle ilgili bazı bilgiler alıyoruz:
    «Bizde 7 ceddini sıralayarak söylemeyeni adamdan saymazlar. 8-10 yaşlarındaydım. Babam anlatırdı. Dedelerimden(Mesutoğulları) Meran, Erzurum Karayazı’nın Aşağı İncesu köyünden buraya gelmiş. Orada hala akrabalarımız var, onlarla görüşür, gelip gideriz. Beldenin içinde bir türbe var. Bu türbeye Merangillerin türbesi derler. Türbe, çıban hastalığı geçirenlerce ziyaret edilir, orada adaklar kesilir, yemek pişirilip çevreye dağıtılır, çocuklar hediyelerle sevindirilir ve dua edilirdi. Günümüzde yaygın olmamakla birlikte türbenin bulunduğu yere hala gelip gidenler var. Türbe, Köse Abdullah’ın türbesidir.“
    Süslü ÖZTÜRK, beldenin Yunan askerlerince işgalini de şöyle anlatıyor: “Yunan askerleri Yurtbeyli’ye giriyorlar. Ancak burada fazla kalmayıp Sinanlı istikametinde hareket ediyorlar. Türk askerleri ise köylülerce Şehitlik tepesi adını verdikleri yerde bulunuyor. Yunan askerleri, Serinyayla(Çekirge) üzerinden atak yapıp geliyor. Dedemin anlatığına göre Türk askerinin attığı toplar yumuşak olan karşı tepedeki toprağa saplanıyor. Yunan askerleri köye girecekleri zaman tüm köylüler, kadın-erkek, çoluk-çocuk hepsi karşıki tepede toplanıyorlar; evlerimize ne yaparlarsa yapsınlar yeter ki bize zarar vermesinler diye. Yunan askerleri evlere girip para, altın gibi önemli buldukları şeyleri alıyorlar ve Sinanlı yönünde ilerlemeye devam ediyorlar.”
    Bu bilgileri alırken başkan içeri giriyor. Sıcak bir şekilde bizi karşılıyor. Beldenin kuruluş hikayesini Belediye Başkanı Ahmet ÖZKAN’ın vermiş olduğu bilgilere birkaç ufak ekleme yaparak yazıyorum: “Köse Abdullah ve Karaoğlan adındaki iki kardeş Urfa’nın Siverek ilçesinden Orta Anadolu’ya göçetmişler. Bu olay Şeyhbızınların Doğu’dan İç Anadolu’ya göçlerinin temelini oluşturmuş ve ilk olarak Haymana bölgesine gelen Şeyhbızınlar’da onlar olmuş. İlkin Karacadağ(Karecırağ) bölgesine yerleşmişler, orada bir süre kaldıktan sonra Kozanlı ile Yeşilköy(Tikulağ) arasındaki «Gelin Kaya » denilen mevkiye geçmişler. Orada da bir süre kalan bu iki kardeş daha sonra Yurtbeyli’yi yurt edinmişlerdir. Burada Köse Abdullah ile Karaoğlan’ın arası açılınca Karaoğlan ayrılıp bugünkü Sinanlı köyünü kurmuş. Halk dilinde Köse’ye «küse », Abdullah’a da «Avdılla » denilmektedir. Köse Abdullah, Küsevdılla ve söylene söylene Küsevdeli oluvermiştir. Hala çevre köylerce Yurtbeyli’ye «Küsevdeli » ve Sinanlı’ya da «Karoğli » denilmektedir.
    Köse Abdullah ve Karaoğlan, Katran kuyularından(Katrancı) Devecipınarı’na, Cihanşah tepesine ve oradan da deveyolu olan “Kuçıke Kuna“ ya kadar olan yerleri kendi üzerlerine tapulamış.
    Daha sonraları Köse Abdullah’ın iki yeğeni Halil ve İbrahim, Haymana yöresine gelmişler ve Balçıkhisar ile Pınarbaşı(Baltalin)nı kurmuşlardır. Köse Abdullah’ın torunu ise Altıpınar(Yenicik)’a gidip yerleşmiş ve o köyde böylece kurulmuştur. Altıpınar’a o yüzden çevrede “Turın“ denilmektedir. Beldemiz şimdi 15 kabileden oluşmuş, bu kabilelerin en büyükleri Kel Ahmet, Meran, Gozel ve Askolar’dır. Bu kabile üyelerinin 40 değişik soyadları var.“
    Başkan, Şeyhbızın aşireti ile ilgili bir tespitini de bizimle paylaşıyor: “Beldenin yaşlılarından edindiğim bilgilere göre bizim anayurdumuz İran ile Irak arasındaki Leer(Lor) bölgesidir. Bu bölge Moğol istilasına uğrayınca aşiretimiz dağılıp herbiri bir tarafa(Irak’ın Bazayan bölgesi, Süleymaniye, Musul, Kerkük, Doğu ve Güneydoğu Anadolu) yayılmışlardır.“
    400 hanelik beldenin son sayımında nüfusu 3143 olarak tespit edilmiş. Ankara’da 300, Bursa’da da 80 kadar Yurtbeylili aile yaşamaktadır. İki camileri var. Gittikleri yerlerde meslek olarak çoğunluğu yufkacılık, lokantacılık ve nakliyeciliği seçmişler.
    Her hanenin 1.5 dönümlük bağı var. Beldenin girişindeki bu bağlık 460 dekarlık alana ilkin köyde hayvancılık gelişsin diye dönemin kaymakamının talimatıyla yonca ekimi yapılıyor. 2-3 senelik deneme ekimlerinden verim alınamayınca buraya asma dikilerek köylünün herbirine 1.5 dekar kura ile dağıtılmış. Burada bağcılık hala devam etmektedir.
    1951’de Bulgaristan göçmenlerinden iki aile bu köye yerleştiriliyor. O aileler 15-20 sene sonra tarlalarını satıp Haymana’ya göçetmişler.
    Buraların eskiden önemli bir yerleşim yeri olduğunu gösterir pek çok tarihi eser tarlalardan çıkmaktadır.
    Beldeden Kurtuluş Savaşı’na katılıp İstiklal Madalyası alan isimler: Cemal BİNİCİ, Hızır(Çavuş) ÇOBAN, Kaplan(Çavuş) ÖLMEZ, Mehmet(Çavuş) BAĞCI.
    Kore Savaşı’na ise Bedrettin KAYMAKÇI ve Mustafa YILDIZ katılıp gazi olmuşlar.
    Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşmış, beldenin elinde olan iki ferman mevcuttur:
    I.Ferman(Şecere)da, köyü kuranların seyyid olduğu ve Zeynel Abidin soyundan geldiği yazılıdır. II.Ferman ise tercüme edilmemiş, yalnız beldenin büyüklerinin ifadesine göre Yurtbeyli’nin kuruluşu ve tarihi hakkında bir takım bilgiler içeriyor.
    I.Fermanda geçen ifadelerden bazıları :
    Dua faslından sonra....“gelelim meseleye“ diye devam ediyor.
    Bu İslam’ın(Şer-i Şerif’in) esasını ortaya koyduğu açık bir neseptir. Ve Şeriat bunu böyle istemiştir. Bu nesep bereketle beraber bulunmaktadır. Yani kim bu nesepte varsa bereket üzeredir. Sağlam bilgilere dayanmıştır. Peygamberimiz(s.a.v.) buyurmuştur ki; “bütün nesepler kesilecektir. Benim soyum ve nesebim hariç. Allah Teala kıyamete kadar onların bereketiyle ortalığı dolduracaktır.“ İşte bu söyleyeceğim salih kişi de onlardandır. Seyyid Heci bin Seyyid Yusuf b.Seyyid İbrahim b.S. Abdullah b.S.Beliğ Seyyid Muhammed b.S.Şeyh Mahmut b.S.Şeyh Harun ayrıca onlardandır Seyyid Cebrail b.Seyyid Melle Şeyh Beyazid b.Seyyid Şeyh Abdullah b.S.Beliğ yine onlardandır Seyyid Osman b.Seyyid Velid b.Seyyid Cemil b.Seyyid Şemsettin b.Beliğ adı geçen Seyyid Muhammed b.Seyyid Mahmud adı geçen b.S.Harun adı geçen b.Şeyhil İmamıl Kiramul el eazz Şeyh Hasan ve kardeşi Şeyh Ömer bunlar da Şeyh İlyas’ın evlatlarıdır. Şeyh İlyas b.Şeyh Hasan b.Şeyh Seyyid Habip b.Seyyid Hızır b.Şeyh Seyyid Behlül b.Şeyh seyyid Muhammet b. Şeyh Seyyid Yusuf b.Fadıl ez Zahid Şeyh Seyyid İbrahim b.Şeyh Seyyid Muhammed..... b.S.Matar b.Şeyh Seyyid Abdullah (bu Abdullah şeyhlerin şeyhi, kutupların kutbu Abdullah kaddesallahu sırrahu) b.Şeyh Seyyid Halil b.Şeyh S. Yusuf b.Şeyh S.İlyas b.Şeyh S.Hızır b.Şeyh S.Yusuf b.S.Hüseyin b.Şeyh S.Muhammed b.seyyid Musa ennani b.Seyyid İbrahim el Mürtaza binil imam Musa Kazım b.İmam Caferi Sadık b.Muhammed el Bakır bin İmam Zeynel Abidin bin Ali(Hz.Ali).
    -Ben Peygamberimizin emriyle bunu yazdım.
    -Yazım tarihi 11 Muharrem Pazartesi 1047/1637.
    -------------------------o--------------------------------------
    Fermandaki bazı onaylar:
    -İstanbul kaymakamı nakibul eşrafı Seyyid Yusuf oğlu Seyyid Halil :“Okudum ve imza ettim“
    -Ve Kaye, Derviş Ahmet ve Molla Muhammed bu secereyi İstanbul’a tastik etmek üzere getirmiş ve İstanbul nakibul eşrafı seyyid İbrahim oğlu Seyyid Kadir tastik etmiş.
    -Zilhicce ayının sonu 1108/1696’da mühürlenmiş.
    -Erzurum kadısı Abdullah 1109/1697’de tastiklemiş. “1109’da bana sunulunca ben de imza ettim. Nakiblerin nakibi fakih Ahmet Hüseyin. Bundan önce de fakih Seyyid Hüseyin b. Zülkifil b.şeyh seyyid Hüseyin nakibi eşrefi yazdı. Sene 1109“
    -“Bu sahihtir. Onu fakih Sabit yazdı. Bu şecerenin aslını aldım. İnceledim. Okudum ve tasdik ettim. Ziyade ve eksik yoktur. Ve kağıt üzerine bilgi olarak da yazdım. Ben Seyyid Muhammed b.Mü’minin”
    -Bu şecere ne eksik ve ne de fazladır. Ardarda gelen sekiz tane bitişik evraktan meydana geliyor.
    -Bu şecere sahiplerinden yaylak ve kışlak vergisi isteyen hakimlere ve şecereye itimat etmeyen hakimlere Allah lanet etsin. Bu şecere sahibinin nesebi büyük alimlerce tasdik edilmiş ve ispat edilmiştir.
    Beldenin Adı :
    Beldenin ilk adı Köse Abdullah’tır.Bu ad, beldenin kurucusu Köse Abdullah’tan gelmektedir. Köse Abdullah, zamanla halk arasında Köse Aptallı olarak söylenir olunca değiştirilerek 1950’li yıllarda Yurtbeyli’ne dönüştürülmüştür.
    İdari Yapısı:
    1998’de belediyelik oldu. İlk belediye seçimi 1999’da yapıldı. 2004’te yapılan seçimlere göre beldenin idari yapısı şu şekilde oluştu:
    Belediye Başkanı : Ahmet ÖZKAN(AKParti)
    Şehitlik Mah.Muhtarı: Ziya KAYMAKÇI
    Gazi Mah. Muhtarı : Ömer KAYMAKÇI
    Resmi Kurumlar:
    Belediye, İlköğretim Okulu, Sağlık Ocağı.
    Beldede ilkokul 1951’de açılmış.
    Ulaşım:
    Ankara’ya 110 km, Haymana’ya 45 km mesafededir. Ankara’ya hergün saat 06.00’da Haymana üzerinden otobüs seferleri yapılmaktadır. 13.00’te de Ankara ve Haymana’dan geri dönülmektedir. Ankara’da otobüslerin durak yeri Ulus İtfaiye Meydanı’dır.
    Beldeden Yetişmiş Bazı İsimler:
    Mehmet ERCAN(Ankara Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürü), Ahmet ÖZKAN(Belediye Başkanı, AK Parti Kurucu Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi), Murat DURMAZ(Eski Belediye Başkanı, İşadamı), Şeref YAMAN(ANAP Eski İlçe Başkanı), Cemal SÖNMEZ(Makine Mühendisi), Bülent SÖNMEZ(Elektrik Mühendisi), Hüdaverdi ERCAN(Ziraat Mühendisi), Hicran ERCAN(Ziraat Mühendisi), Şevket KAĞITÇI(Ses Sanatçısı), Şevket SÜTÇÜ(İnşaat Mühendisi), Remzi SÜTÇÜ(İnşaat Mühendisi, işadamı), H.Bersan BABAOĞLU(Ziraat Mühendisi), Mehmet BABAOĞLU(Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Amiri), Artunç BABAOĞLU(Avukat), Gürsoy BABAOĞLU(TRT Ses Sanatçısı), Gıyasettin YAMAN(Öğretmen), Selahattin BİNİCİ(Yüksek Tekniker), Mustafa GÜÇLÜ(Elektrik Teknikeri), Mehmet BİNİCİ(Polis), Nesrin ÖZKAN(Hamburg Ü. Kütüphanecilik Mezunu), Bülent AYRANCI(Muhasebeci), Serkan TETİK(Muhasebeci), Ömer DURUKAN(Emekli PTT Şube Müdürü), Rafet YAMAN(Profesyonel futbolcu).
    Beldenin Sorunları:
    Geçmişte beldenin gazetelere bile konu olan en büyük sorunu susuzluk, artık tarih olmuş. Her evin önünde şimdi çeşmelerinden sürekli su akıyor. Haymana’da görüştüğüm eski belediye başkanları Murat DURMAZ, su sorununu nasıl çözdüğünü, sarfettiği çabaları, yaptığı çalışmaları şu cümlelerle özetliyor: “Çevrede 7 kuyu vurduk. Bu kuyularda 200-250 metreye kadar derine indik. Ancak sonuç alamadık. En sonunda Yenice’de suyu 128 m.’de bulduk. Suyu buradan dağları aşarak ve tamamen belediyenin kendi imkanlarıyla beldeye getirttik. Her evin önünde şimdi su var.Bağlığın etrafını çevirttirdim. Belediyenin araç filosunu oluşturdum. “
    Şimdiki belediye başkanı Ahmet ÖZKAN, beldenin sorunlarını göç, işsizlik ve eğitim olarak sıraladıktan sonra seçildiğinden bu yana yaptığı çalışmaları sıralamaya başlıyor: “Yeşillendirmeye büyük önem vermekteyim. Belediyemizce bu amaçla belde içine 1000 ağaç dikildi. Eski mezarlığı ağaçlandırma ve çevre düzenlemesi çalışması başlatıldı. 3500 m su şebekesi döşendi. Tarlalarımıza giden yollar genişletilip bu yollara 8 köprü yapıldı. 250 kamyon belde içine mucur döküldü. Şimdi belde içini asfaltlıyoruz. İlk aşamada düşündüğümüz 5.5 kmlik kısım bitirilmek üzere. Sağlıkevini, Sağlık Ocağı’na dönüştürdük. Sağlık Ocağımıza haftanın iki günü doktor ve hemşire gelip gitmektedir. Yenimahalle Belediyesi’nden çöp arabası aldık“.
    Başkan, yapmayı hedeflediği projelerini ve hizmet anlayışını:
    “Belediye Hizmet Binası, Kanalizasyon, Düğün ve Spor Salonu, Gölet ve beldemizde lise açma projelerimiz var. İnşaallah bunları da yapmaya muvafakat olurum. Benim hizmet anlayışımda kimseye ayrıcalık yapmak yok. Hizmette herkese eşit mesafedeyim Amacım beldeye hizmettir.“ cümleleriyle açıklıyor[center][b]

      Similar topics

      -

      Forum Saati Perş. Eyl. 21, 2017 11:34 am